Nörobilim, psikoloji ve bibliyoterapi ışığında kitapların iyileştirici gücü
İnsan neden okur? Bir dizeye yahut bir cümleye tesadüf edersiniz, dersiniz ki 'İşte bu tam da benim yaşadığım ama adını koyamadığım o duyguyu anlatıyor!' Yalnızlığınız bir anlığına uçar gider. Başka ruhlarla aranızda bir akrabalık bulursunuz. Çoğalır ve iyileşirsiniz.
— Kemal Sayar, Başı Sınuklar Kılavuzu
Belki de kitapların en büyük mucizesi bilgi vermeleri değildir.
Bizi anladıklarını hissettirmeleridir.
Hayatımız boyunca birçok duyguyu yaşarız ama onları tarif edecek kelimeleri bulamayız. Sonra bir gün, hiç tanımadığımız bir yazar, yıllar önce yazdığı bir cümleyle zihnimizin içinde dolaşan o isimsiz duyguyu bizim yerimize anlatır.
O anda yalnız olmadığımızı hissederiz.
Ve ilginç olan şu ki, nörobilim bunun neden böyle olduğunu açıklayabiliyor.
Beynimiz kitap okurken ne yapıyor?
Kitap okumak pasif bir bilgi alma süreci değildir.
Aksine beynin aynı anda çalışan en karmaşık aktivitelerinden biridir.
Bir roman okurken;
- —dil merkezleri,
- —görsel imgeleme alanları,
- —episodik hafıza,
- —dikkat ağları,
- —yürütücü işlevler,
- —empatiyle ilişkili sosyal beyin ağları
aynı anda aktif hale gelir.
Fonksiyonel MR çalışmaları, özellikle edebi kurmaca okuyan bireylerde Theory of Mind (başkasının zihnini anlayabilme) ile ilişkili beyin bölgelerinde artmış aktivite olduğunu göstermektedir.
Başka bir deyişle;
Roman okumak, beynimize empati egzersizi yaptırır.
Hikâyeler beynimizde yaşanıyormuş gibi işleniyor
İlginç bir başka bulgu daha var.
- —Bir karakter koşuyorsa motor korteks,
- —bir karakter güzel bir yemek yiyorsa tat alma ile ilişkili bölgeler,
- —bir karakter acı çekiyorsa ağrıyla ilişkili bazı ağlar da aktive olabiliyor.
Beyin yalnızca kelimeleri okumuyor.
Deneyimi simüle ediyor.
Bu nedenle iyi bir romanı bitirdiğimizde "yaşamış gibi" hissediyoruz.
Bibliyoterapi nedir?
Psikolojide bunun bir adı var:
Bibliotherapy (Bibliyoterapi).
Bibliyoterapi, kitapların psikolojik iyilik halini desteklemek amacıyla bilinçli şekilde kullanılmasını ifade eder.
Bu yaklaşım özellikle;
- —depresyon,
- —anksiyete,
- —yas,
- —kronik hastalık,
- —travma sonrası uyum,
- —çocuk ve ergen ruh sağlığı
alanlarında uzun yıllardır kullanılmaktadır.
Burada amaç kitabın hastalığı tedavi etmesi değildir.
Ama kişinin;
- —duygularını anlamasına,
- —deneyimini anlamlandırmasına,
- —yalnızlık hissini azaltmasına,
- —yeni baş etme yolları geliştirmesine
yardımcı olmaktır.
Roman okumak gerçekten stresi azaltıyor mu?
Evet.
2009 yılında Sussex Üniversitesi'nde yapılan dikkat çekici bir çalışmada yalnızca 6 dakikalık sessiz okumanın, katılımcıların stres düzeyini anlamlı ölçüde azalttığı gösterildi.
Kalp hızı yavaşladı.
Kas gerginliği azaldı.
Araştırmacılar bu etkinin müzik dinlemekten veya yürüyüşten bile daha güçlü olabileceğini öne sürdüler.
Elbette bu tek bir çalışmadır ve farklı çalışmalarla desteklenmeye ihtiyaç vardır; ancak düzenli okumanın stres yönetimi üzerindeki olumlu etkisini destekleyen daha geniş bir literatür de bulunmaktadır.
Okumak neden yalnızlık hissini azaltıyor?
Çünkü insan beyni yalnızca gerçek insanlarla değil, hikâyelerle de ilişki kurabiliyor.
Bir karakterin korkusunu, utancını, başarısını, pişmanlığını, kaybını anlamaya başladığımızda beynimiz sosyal bağlantılar kuruyor.
Belki de bu yüzden iyi bir kitabı kapattığımızda "bir arkadaşımızla vedalaşmış" gibi hissediyoruz.
Dijital çağda neden daha çok okumaya ihtiyacımız var?
Bugün ekranlar bize sürekli kısa bilgiler sunuyor.
- —Parçalanmış dikkat,
- —30 saniyelik videolar,
- —bitmeyen bildirimler…
Oysa roman tam tersini ister.
Yavaşlamayı.
Sabretmeyi.
Bir karakterle yüzlerce sayfa birlikte yürümeyi.
Belki de bu yüzden uzun soluklu okuma yalnızca bir hobi değil; dikkatimizi, empati kapasitemizi ve derin düşünme becerimizi koruyan bilişsel bir egzersizdir.
Londra Kitap Kulübü'nde kitapları yalnızca "okunacak eserler" olarak görmüyoruz.
Onları bazen bir yol arkadaşı, bazen bir ayna, bazen de kendi iç sesimizi duymamızı sağlayan sessiz bir rehber olarak görüyoruz.
Kemal Sayar'ın söylediği gibi:
"Başka ruhlarla aranızda bir akrabalık bulursunuz. Çoğalır ve iyileşirsiniz."
Belki de kitapların en büyük gücü budur.
Bize yeni bir hayat vermeleri değil; kendi hayatımızı daha derinden anlamamıza yardım etmeleri.
Daha fazla okumak isteyenler için
Bibliyoterapi ve okumanın psikolojik etkileri üzerine başlangıç için öneriler:
- —Kemal Sayar – Başı Sınuklar Kılavuzu
- —Ella Berthoud & Susan Elderkin – The Novel Cure
- —Keith Oatley – Such Stuff as Dreams
- —Raymond Mar & Keith Oatley'nin kurmaca okuma ve empati üzerine çalışmaları
- —David Dodell-Feder ve Diana Tamir'nin kurmaca okuma ile sosyal biliş ilişkisini inceleyen araştırmaları
Çünkü bazen bir kitap bize yeni bir şey öğretmez.
Sadece uzun zamandır bildiğimiz ama adını koyamadığımız bir duyguyu görünür kılar.
